Duygusal Rehberlik

Bu yazıda duygusal rehberlikten bahsedeceğiz.

İnsanda temel duygular dört tanedir. Bunlar ; korku, öfke, üzüntü, sevinçtir.

Bu duygular insanın temel yapıtaşı gibidir. Yaşanması, ifade edilmesi ve bazen baş edilmesi gerekir.

Çocuklara bu duyguları yaşarken yardımcı olabilecek ilk kişiler ona bakım veren kişilerdir. Anne-baba bu konuda çocuk için ilk yardımcılardır diyebiliriz. Çocuklar bu duyguları yaşarken, çocuğu yönetmekten ziyade rehberlik etmemiz/yol göstermemiz ve nasıl baş edeceğini göstermemiz gerekir.

Yönetmek ile rehberlik etmek farklı şeylerdir. Yönetmek hiyerarşi içerir ve çocuk sanki yönetilmeye muhtaç bir varlık gibi algılanır. Ebeveyn bu durumda Montessori’nin bahsettiği gibi çocuğun yerini alır. Ve çocuk duygusal olarak güdük kalır.

Rehberlik etmek ise çocuğun gelişimine eşlik etmek, gelişimini desteklemek, ihtiyaçlarını anlamak ve bunları o çocuğa uygun bir şekilde yönlendirerek yapmaktır.

Duygusal rehberlik ise, çocuğa duygularını tanıması, tanımlaması, fark etmesi, yaşaması ve uygun ifade yolları bulması konusunda rehberlik etmektir.

Duygusal rehberlik yaparken en önemli şey, ebeveynin sakinliğini koruması ve çocuğun hangi duyguyu yaşadığını hissetmesi ve ona bu duygularla ilgili konuşma alanı açmasını sağlamaktır.

Bunun için ilk başta çocuk hangi duyguyu yaşıyor sorusuyla işe başlanabilir. Ebeveyn çocuğun yaşadığı duyguyu tanımladıktan sonra hangi duyguyu yaşadığını çocuğa sakin bir ses tonuyla söylemesi gerekir. Mesela şu anda bana kızgınsın ya da çok mutlusun vb.

Burada bir parantez açıp başka bir konuya değinmek istiyorum. Bazen her yetişkin gibi biz de çocukla ilişkimizde kopukluk ya da kaos yaşayabiliriz. Ve bazı yanlış davranışlarda bulunabiliriz. Örneğin; Korkan bir çocuğa alay ederek korkuyorsun, bebek seni gibi cümleler söylemek çocuğun duygusunu inkar etmesine ve duygularını yok saymasına sebep olur. Ya da öfkelenen bir çocuk bağırmaya başladığında karşıdaki kişinin de ona daha çok bağırması, çocuğun öfkesini dile getirmesine sebep olmaz, bilakis çocuğun daha çok bağırmasına neden olur. O yüzden burada ebeveynin sakinliğini koruması çok önemli.

Çocuklar büyüdükçe kendilerini daha iyi ifade edebilir hale gelirler ve ifade ettikçe de rahatlarlar. O yüzden çocuğun kendi duygusunu tanımlaması için, ona ne hissediyorsun vb. soruların sorulması da bu konuda yetişkinlere destek olacaktır. Mesela arkadaşın sıradayken senin önüne geçtiğinde ne hissettin? gibi sorular çocuğa duygularını anlamasında yardımcı olacaktır.

Tabi buradaki en önemli şeylerden biri de ebeveynin çocuğuna kendi duygularını ifade etmesi ve ona bu konuda model olmasıdır. Kendi duygularını ifade etme konusunda zorluk yaşayan bir ebeveynin çocuğu da bu konuda zorluk yaşayabilir.  O yüzden gün içinde ne yaptığınızla ve bunların sonucunda ne hissettiğinizle ilgili çocuklarınızla 10 dklık konuşma-dinleme zamanı yapmanız fayda sağlayacaktır.

Duygusal rehberlik konusundaki bir diğer şey ; çocuk hangi duyguyu yaşarsa yaşasın onun duygusuna eşlik etmektir. Eşlik etmek demek, çocuğu dinlerken onun duygusunu hissetmeye çalışmak, o duyguda kalmak ve o duyguyu birlikte yaşamaktır. Hani yetişkinler olarak hep bizi yargılamadan, eleştirmeden, öğüt vermeden, etiketlemeden sadece dinleyen ve orada olan birine ihtiyaç duyarız ya, çocuklar da tam olarak öyle bir dinleyişe ihtiyaç duyarlar.

Son olarak çocuklar her zaman duygularını yaşamak konusunda özgür olmalıdırlar. Duygularını ifade ederken hangi davranışlarla ifade edeceklerini sağlama konusunda elbette bizim rehberliğimize ihtiyaç duyacaklardır. Anne baba olarak her zaman çocuk için daha faydalı olan şey neyse onu sağlamaya çalışmak görevimiz ve amacımız olmalıdır. Unutmayalım mükemmel ebeveynlik yoktur. Yeterince iyi ebeveynlik hem bize hem çocuğumuza yeter.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Sevgiyle kalın.

Psikolojik Danışman
Cengiz Avcı

Sorularınız

psikoloji@patikapsikoloji.com
Semerciler Mahallesi, Milli Egemenlik Cd. No:61 D:Kat:1 Daire:3, 54100
Adapazarı/Sakarya

Sakarya Psikolog | Patika Psikoloji © 2018 İçeriklerin kopyalanması ve kullanılması yasaktır.